Oyun dünyasının en ateşli isimlerinden birisi, hatta çoğu kişiye göre en ateşlisi, Tomb Raider serisinin baş kahramanı Lara Croft’tur. Lara’yla ilk tanışmamızın tam olarak ne zaman olduğunu hatırlayamasam da birçok Tomb Raider oyununun çıktığını gayet iyi biliyorum. Maalesef her seri oyununun başına gelen kalite kaybı, Tomb Raider serisinin de başına gelmiş ve seri, eski günlerini aratmaya başlamıştı; ta ki Tomb Raider: Legend’a kadar. Tomb Raider: Legend ile eski günlerine dönmeyi başaran Tomb Raider, ardından Anniversary ile ilk oyunun, Legend’da kullanılan motorla yenilenmiş halini bizlere sundu. Ve şimdi daha iyi grafikler ve daha derin bir hikayeyle Tomb Raider: Underworld, beğenimize sunuluyor.
Mjohnir’in Peşinde
Oyuna girmeden önce Extras kısmından “Previously on Tomb Raider” videosunu izlemenizi öneririm. Geçen iki oyunda olanları hatırlamak ve oyuna daha bilinçli başlamak için bu gerekli. Videoyu açtığımızda; Lara’nın annesinin nasıl kaybolduğunu, oyunun sonunu, Anniversary’nin ana hatlarını görüyoruz. Hikaye, Tomb Raider: Anniversary’i de kapsıyor. Yapımcılar burada hikayeye Anniversary’i de katmakla iyi yapmışlar; çünkü oyundaki hikaye bütünlüğü bu hikayenin de olaya dahil olmasıyla, daha karmaşık ve bir o kadar da daha zevkli bir hale gelmiş. Önceki olaylardan kısaca bahsedersek, Lara Croft, küçükken annesini kaybetmiş ve Legend’da bir arayışa girmişti. Burada annesinin yeri, efsanevi kılıç Excalibur ve Excalibur’un diğer medeniyetlerin efsanelerindeki benzerliklerini görüp 6-7 saatlik bir oynanış süresi sonunda güzel bir bitiş videosuyla oyunu sonlandırıyorduk. Annivesary’de ise, efsanevi kent Atlantis’e yolculuğa çıkıyorduk. Underworld’de ise, bütün bu hikayelerin “Avalon” ile olan bağlantısı ve oraya girişin tek anahtarı olan Thor’un çekici Mjohnir’in yeri üzerinde yoğunlaşıyoruz. Ayrıca bu hikayenin diğer kültürlerdeki etkileri ve bağlantılarını hikaye ilerledikçe çözüyoruz. Atlantik, Tayland, Grönland gibi mekanlarda hikayemizi takip ediyoruz.
Oyunun giriş videosu, artık aksiyon filmlerinde klişe haline gelmeye başlayan sonu başta göster, böylelikle heyecan artsın mantığıyla hazırlanmış. İlerleyen bölümlerden alınmış bir kesit ve o kesit içerisindeki kısa bir oynayışımızdan sonra bir hafta önceye, olayların başlangıcına geri dönüyoruz.
Tomb Raider: Underworld, oynanış olarak Legend ve Anniversary ile neredeyse aynı şekilde yapılmış. Tabii yeni bir oyun yapıp yine eski oynanışı aynen koymak olmazdı. Bu nedenle, Lara’ya hareketlerinde gerçekçilik katılmış ve gerek akrobaside, gerekse çevreyle etkileşimde daha gerçekçi animasyonlar eklenmiş. Özellikle, Lara’nın koşarken dönüşlerde hafif sağa veya sola eğilmesi, ateşin yanından geçerken yüzünü koruması, çok fazla koşarsa nefes nefese kalması gibi ince ayrıntılar oyunu çok zevkli hale getiriyor. Oyun çıkmadan önce yapımcıların belirttiği “Lara Croft ne yapabilir?” özelliği, abartıldığı kadar olmasa da, oyuna iyi bir şekilde yedirilmiş. Kısaca bahsedersek, yapımcılara (ve biz oyunculara) göre, eğer Lara Croft’un bir yere tutunması gerektiğini düşünüyorsak, Lara Croft oraya tutunmalıdır ve bu da hemen hemen başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiş. Lara sallandığı çubukların üzerine çıkabiliyor, bazen sekteye uğrasa da başarılı bir şekilde her yere tutunuyor. Tırmanma olayına gelecek olursak, Assasin’s Creed kadar çok duvarlara tırmanma özgürlüğümüz olmasa da yine de Tomb Raider için yeterli bir tırmanma özgürlüğüne sahibiz. Tırmanabileceğimiz duvarlar belli, zaten bu duvarların bizim tırmanabilmemiz için tasarlanmış olduğu açık, duvarlardaki çıkıntılara tutunarak bu duvarlara tırmanabiliyoruz.
Heyecanlı Saatler
Oyunda her şeyimize PDA’mızdan ulaşabiliyoruz. Hikayenin ayrıntılarını Lara’nın günlüğünden öğrenebiliyoruz. Ayrıca, PDA’mız da yeni bir özellik olarak çevrenin sonar haritasını çıkartabiliyor. Yani ses dalgalarıyla ortamın haritasını çıkartıyoruz. Bu da bize bulunduğumuz ortamı farklı açılardan, fazla ayrıntılı olmasa da, görmemizi ve ortama daha iyi adapte olmamızı sağlıyor. Bunun dışında oyuncuya yardım etmek adına, Lara’nın düşüncelerini öğrenebildiğimiz bir sistem eklenmiş. Bazı yerlerde tıkandığımızda bize çok yardımcı olan bu sistemi bir kenara da bırakabilirsiniz; ancak haritalar çok büyük ve bazı yerlerde tıkanmamak elde değil. Kısacası PDA’mız, artık çok işimize yarıyor.
Tomb Raider serisinin değişmezi olan bulmacalardan, bu oyun da nasibini almış durumda. Oyun içi bulmacalar oldukça iyi tasarlanmış ve size oldukça iyi beyin jimnastiği yaptırıyorlar. Sizi fazla kasmayan; fakat sizin için çocuk oyuncağı da olmayan bulmacalarla, bu oyunda da sıklıkla karşılaşacaksınız.
Oyunun kayıt sistemi de bir önceki oyunlarla aynı; yani checkpoint usulü. Fakat checkpoint aralıkları kısa tutulduğu için, keşke istediğimiz anda save yapabilseydik tarzı bir söylem, içimizden hiç geçmiyor. Checkpoint noktasına ulaştığımızda, yine önceki oyunlardaki gibi, bir zil çınlaması ile checkpointe vardığımız bize bildiriliyor.
Oyunun müzikleri, oyunun geçtiği yerlere uygun olacak şekilde tasarlanmış. Mesela harabelerde ilerlediğiniz vakit size mistik bir müzik eşlik ediyor ya da ormanda ilerlerken düşük sesle de olsa huzur verici bir müzik çalıyor ve tabii ki aksiyon-müzik ilişkisi bu oyunda da atlanmamış. Size bir saldırı olduğu anda artan ve değişen müzik sesi, sizi bir anda araştırmacı kimliğinizden çıkarıp aksiyoncu kimliğinize bürüyor.
Grafiklere gelecek olursak hepimizin beklediği gibi grafikler çok iyi. Gerek orman gibi açık alanlar, gerek su altı, gerekse de antik kalıntılar gibi kapalı mekanlar çok iyi tasarlanmış. Ayrıca aydınlatma, eski oyunlara göre çok daha iyi. Su altında yüzerken dalgaların arasından Lara’nın üzerine düşen güneş ışığının, karanlık bir bölümde Lara’nın yakasındaki fenerin aydınlattığı duvarların, motor kullanırken motorun ışığının yaprakları ve yolu aydınlatmasının ne kadar gerçekçi yapıldığını görüyoruz. Ayrıca kaplamalar da ayrı bir güzel. Lara duruma göre 6, hatta 7 katmanla ekranda görünüyor. Duruma göre terlemesi, suya girip çıktığında veya suyun altından geçtiğinde veya yağmurda ıslanması, çamurlu suda veya toprakta yuvarlanırsak üzerimizin kirlenmesi ve suya girince bu kirlerin temizlenmesi ince düşünülen güzel ayrıntılar. Ayrıca grafiklerin optimize edilmiş olması, oyunun bilgisayarınızı fazla kasmasını engelliyor. Lara’mızın yüzü ve vücut oranları da artık daha orantılı. Hatta ve hatta, yüz ifadeleri bile daha gerçekçi. Dengede tutunmaya çalıştığımızda korkulu gözlerle aşağı bakması, kaşlarını kaldırdığında alnının kırışması, korktuğunda ve üzüldüğünde yüz ifadesinden bunu çok iyi anlayabilmemiz oyunun gerçekçiliğini, Lara tasarımı bakımından, tavan yaptıran detaylar.
Oldu mu Şimdi?
Gelelim oyunun eksi yönlerine: Oynarken beni en çok rahatsız eden, Lara’nın bazen kontrolümden çıkması oldu. Sorun bende midir bilmiyorum ama, verdiğim komutu bazen hiç algılayamayabiliyor ya da geç algılıyor. Hal böyle olunca da bütün verdiğim komutlar birbirine karışıyor ve Lara saçma sapan hareket etmeye başlıyor. Dediğim gibi, bu sorun sadece benden kaynaklı bir sorun da olabilir. Gelelim oyunun bir diğer eksi yönüne: Buglar. Lara bazen duvarlara yakın geçtiğinde kolunun bir kısmı duvarın içinden geçebiliyor ya da bazen tutunması gereken yerin diğer tarafına duvardan geçerek tutunabiliyor. Bazı bulmacaları çözerken bir takım yerleri yıkmanız gerekiyor. İşte bu gibi bir durumda, yere düşen büyük bir kaya parçası sürekli olarak zemine batıp batıp çıkıyor. Ayrıca oyun boyunca Lara’nın gölgesinde de bir tutarsızlık gözlemledim. Bazı yerlerde oldukça iyi tasarlanmış gölge, bazı yerlerde ise neredeyse yok denecek kadar silikleşiyor. Bunun o esnadaki güneşin konumuyla değil de yapımcılarla ilgili bir sorun olduğunu düşünüyorum. Yine de bu gibi hatalar fazla göze batmayabilir; fakat maalesef, Tomb Raider oyunlarının değişmez sorunu olan kamera açıları, bu oyunda da düzeltilememiş. Çoğu zaman kör atlayışlar yapmamız gerekiyor. Kameranın, zorla belli bir açıda tutulduğu yerlerde ise, kamerayı zorlamamız sonucunda ekranda çok belirgin titremeler meydana geliyor. Bazen kamera Lara’ya fazla zum yapıyor ve bunun sonucunda da çevreyi göremez hale geliyorsunuz. Nasıl olurda bu kadar oyuna rağmen hala bu kamera sorunu çözülemez, anlayabilmiş değilim.
Son Sözler
Tomb Raider: Underworld, genel olarak güzel bir oyun. Gerek grafikleriyle, gerek senaryosu ve içerdiği bulmacalarıyla, yalnız serinin müdavimlerinin değil, bütün macera oyunu sevenlerin oynaması gereken bir oyun olmuş. Sizlere oldukça keyifli bir 10-12 saat yaşatacağından emin olduğum bu oyunu, herkesin oynamasını tavsiye ediyorum; inanın pişman olmazsınız. Güzel oyunlu günler…